Türkiye’de yerel siyasetin en tanıdık tartışmalarından biri, bir kez daha somut bir örnekle gündeme geldi. Mesut Üner döneminde hayata geçirilen ve CHP tarafından “israf”, “öncelik sapması” ve “popülist proje” eleştirileriyle hedef alınan buz pisti, bugün CHP’li Belediye Başkanı Erhan Güzel tarafından yeniden kuruluyor. Bu tablo, kamuoyunda kaçınılmaz bir soruyu beraberinde getiriyor:
“Madem yapılacaktı, o zaman neden karşı çıkıldı?”
Eleştiriden Uygulamaya: Buz Pistinin Siyasi Yolculuğu
Mesut Üner’in belediye başkanlığı döneminde kurulan buz pisti, özellikle muhalefet cephesinde sert tartışmalara neden olmuştu. CHP’li meclis üyeleri ve parti yöneticileri, projenin maliyetine, sürdürülebilirliğine ve belediyenin “asıl ihtiyaçları” karşısında ne kadar gerekli olduğuna dikkat çekmişti. O dönem yapılan açıklamalarda, sosyal destekler, altyapı yatırımları ve temel belediyecilik hizmetleri varken “lüks” projelere kaynak ayrılmasının doğru olmadığı savunulmuştu.
Aradan geçen sürede belediye yönetimi değişti. Ancak bu kez aynı buz pisti, farklı bir siyasi kimlikle, CHP’li Erhan Güzel’in imzasıyla yeniden vatandaşın karşısına çıktı. Üstelik gerekçe de tanıdık: çocuklar ve gençler için sosyal alan oluşturmak, ailelere ücretsiz ya da düşük maliyetli bir etkinlik sunmak.
“Halkın Talebi” Argümanı Ne Kadar İkna Edici?
Yeni yönetimin savunması büyük ölçüde “halktan gelen talep” üzerine kurulu. Belediyeye göre buz pisti, özellikle çocukların yoğun ilgi gösterdiği, ailelerin memnun kaldığı bir etkinlik alanı. Bu noktada yerel yönetimlerin sıkça başvurduğu klasik bir söylem devreye giriyor:
“Hizmetin siyasi kimliği olmaz.”
Ancak eleştirel kesimlere göre asıl sorun, projenin kendisinden çok dün söylenenlerle bugün yapılanlar arasındaki tutarsızlık. Aynı proje muhalefetteyken sert biçimde eleştirilip, iktidara gelindiğinde “halk istiyor” gerekçesiyle uygulanıyorsa, bu durum seçmen nezdinde siyasete olan güveni zedeliyor.
Seçmen Ne Diyor: Tutarlılık mı, Hizmet mi?
Sokağın nabzı ise ikiye bölünmüş durumda. Bir kesim, bu tür tartışmaları “siyasetin doğal çelişkileri” olarak görüyor. Onlara göre önemli olan, hizmetin kimin tarafından yapıldığı değil, vatandaşın fayda görüp görmediği. Bu bakış açısı, “çocuklar eğlensin de kim yaparsa yapsın” düşüncesinde özetleniyor.
Diğer kesim ise daha eleştirel. Bu seçmen grubuna göre mesele buz pistinin varlığı değil; siyasi tutarlılık ve samimiyet. Dün “israf” denilen bir projenin bugün sahiplenilmesi, muhalefetin eleştirilerinin ilkesel değil, tamamen siyasi pozisyon alma amaçlı olduğu izlenimini güçlendiriyor.
Yerel Siyasette Tanıdık Bir Senaryo
Bu olay, Türkiye’de yerel yönetimlerde sıkça rastlanan bir geleneği yeniden hatırlattı:
Muhalefetteyken sert şekilde eleştirilen projelerin, iktidara gelindiğinde küçük revizyonlarla ya da aynı haliyle devam ettirilmesi.
Uzmanlara göre bu durum, yerel siyasette “karşı çıkma refleksi”nin çoğu zaman proje içeriğinden çok, projeyi kimin yaptığıyla ilgili olduğuna işaret ediyor. Aynı proje, farklı bir siyasi aktör tarafından hayata geçirildiğinde meşruiyet kazanabiliyor.
Sonuç: Tartışma Bitmez, Ama Hafıza Kalır
Buz pisti örneği, kısa vadede büyük bir siyasi krize yol açmasa da, uzun vadede seçmen hafızasında yer edebilecek bir tutarsızlık örneği olarak kayda geçiyor.
Bugün çocukların eğlenmesi, ailelerin mutlu olması elbette önemli. Ancak seçmen açısından şu soru da canlılığını koruyor:
“Eğer bir proje doğruysa, neden dün yanlış denildi? Yanlışsa, neden bugün yapılıyor?”
Yerel siyasette hizmet kadar, söylenen sözlerin arkasında durabilmek de güven inşa etmenin temel unsurlarından biri olmaya devam ediyor.